Erhan Özdemir: “Rusya-Ukrayna savaşının yaralarını kısa sürede sarmak imkansız”

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın başta demir çelik olmak üzere tüm sektörleri olumsuz etkilediğini ve enflasyonu tetiklediğini söyleyen Yıldız Demir Çelik Genel Müdür Yardımcısı Erhan Özdemir, “Her iki ülke de demir çelik sektöründe hammadde ve mamul açısından önemli tedarikçiler arasında yer alıyor. Savaş ve ambargo başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyada demir çelik sektörünü hem nihai ürün hem de fiyatlar açısından olumsuz etkiliyor. Ayrıca enerji girdilerinin de artması nedeniyle sorun daha da büyüyor. Savaş bugün bitse bile yaraların sarılması için en az 2-3 yıl gerekli” dedi…

Bulunduğunuz sektör, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden nasıl etkilendi?

Rusya ve Ukrayna arasında yaşanan savaş, sadece bizim sektörümüzü değil, dünya ekonomisinin tamamını etkiledi maalesef. Tabii demir çelik, en büyük etkilenmeyi yaşayan sektörler arasında yer alıyor. Çünkü hem Rusya hem de Ukrayna, başta Avrupa olmak üzere dünyanın birçok ülkesi için çok önemli iki çelik tedarikçisi konumunda bulunuyor. Her iki ülke de hurda gibi hammadde arzı ve başta sıcak yassı mamul olmak üzere nihai ürünlerde en büyük oyuncular arasında yer alıyor.

Savaşla birlikte başta Avrupa ülkeleri ve ABD olmak üzere Rusya’ya dönük ciddi ambargolar uygulamaya başladı ve Rusya ile ticareti engelleyici birtakım tedbirler alındı. Oysa Rusya çok büyük bir hurda ihracatçısı konumda bulunuyor. Bu durum çelik üretiminin yaklaşık % 70 ‘ini  hurdadan imal eden Türk üreticilerinin alternatif tedarik yolları aramalarına yol açtı. Artan hurda maliyetleri ve daha uzun taşıma süreleri üreticileri işletme sermayesi anlamında da zorlar oldu.

Ukrayna tarafında ise daha farklı bir sorun söz konusu. Çatışmalar nedeniyle ülkenin büyük tesisleri zarar gördü ve üretim yapamaz duruma geldi. Savaş en kısa zamanda bitse bile, bu fabrikaların yeniden üretim yapar hale gelmeleri için en az 2-3 yıl gerekecek. Bu da var olan hammadde ve bitmiş mamül arzındaki sıkıntının devam edeceği anlamına geliyor. Üretilebilecek ürünler de altyapısı zarar görmüş ülkenin yeniden inşası için kullanılacaktır.

Diğer taraftan hammaddeye, mamul tarafından yaşanan soruna ek olarak Rusya’ya uygulanan ambargolar ve karşılıklı restleşmelerden ötürü enerjiye erişimdeki zorluklar da fiyatlarda yükselişe yol açtı. Enerji güvenliği de bir çok ülkenin gündeminde üst sıralara tırmandı. Artan enerji maliyetleri tüm sektörler gibi çelik sektörünün de üretim maliyetlerini ciddi miktarda arttırdı.

 

Savaşın hem Türkiye’de hem dünya genelinde ticari ve ekonomik açıdan etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tabii ekonomik etkiden önce insani bir sorun var ortada, yaşanan kayıplar hepimizi derinden üzüyor. Temennimiz ve beklentimiz, bir an önce tarafların barışı sağlayacak adımları atması ve savaşların artık yaşanmaması.

Tarih boyunca olduğu gibi bugün de tüm savaşlar, hem yaşandığı bölgeyi hem de tüm dünyayı etkiliyor. Öncelikle Rusya, dünya enerji haritasında önemli bir ülke, ayrıca hammadde açısından da zengin kaynaklara sahip. Ukrayna da yine yer altı zenginlikleri açısından önemli bir konumda bulunuyor. Savaşın yarattığı lojistik zincirindeki kırılmalar, ambargolar tüm ürünlerin fiyatını artıyor. Bu da geçen yıl tüm dünyada başlayan yüksek enflasyon sorununu derinleştiriyor. Yine hammadde ve enerjiye erişim de zorlaştığı için tüm ülkelerin maliyetleri artıyor.

 

Öte yandan hala devam eden bir Kovid-19 salgını var. Dünya ekonomisinin en güçlü devletlerinden biri olan Çin, “sıfır vaka” politikası nedeniyle büyük şehirlerde kapanmalara başladı. Bu kapanmalar da Çin ekonomisinin büyümesini yavaşlatıyor. İçerde düşen talep, Çinli demir çelik üreticilerinin ihracat iştahını arttırıyor. Ayrıca, son dönemde kendisine pazar arayan Rus demir çelik üreticilerinin çok düşük fiyatlamalar ile Çin ‘e ara mamul sattığını da duyuyoruz. Bu da tabi ki nihai ürün fiyatlarına yansıyor ve fiyatlarda kısmi bir gevşemeye yol açıyor.  

 

Tüm bu gelişmelere baktığımızda aslında Türkiye için özellikle ihracat pazarlarında yeni imkanların ortaya çıkması kaçınılmaz. Tedarik güvenliği isteyen birçok batılı şirketin dikkatlerini Türkiye üzerine yoğunlaştırdığını görüyoruz. Açıklanan Nisan 2022 ihracat rakamları da bunu gösteriyor.

 

Görünen o ki, mevcut durum Türkiye ‘nin ihracatı açısından olumlu bir durum yaratıyor. Ama global düzeyde belirsizliklerin arttığı, faiz arttırımları ile enflasyonu kontrol etmek adına tüketimin baskılanacağı bir döneme giriyoruz. Bu da ihracat performansımızın sürekliliği konusunda soru işaretleri yaratmıyor değil.

 

 

Savaş sonrasında normale dönüş için beklentileriniz neler?

Savaş bitse bile her iki ülke arasındaki sorunlar ve gerginlikler devam edecektir. Ayrıca NATO’nun Rusya ile olan sorunları da bir çırpıda sona ermeyeceği için kutuplaşmaların süreceği bir gelecek söz konusu olacak. Öte yandan Rusya’nın Ukrayna ile yaşadığı sorunun başka ülkelere de sıçrama tehlikesi bulunuyor. Özellikle eski Doğu Avrupa ülkeleri Rusya’nın tutumu nedeniyle tedirginlik yaşayıp askeri harcamalarını artırabilir. Kısaca Rusya pazarında sorunların devam edeceğini söyleyebiliriz. Ukrayna tarafında ise toparlanma savaş bitse bile en az 2-3 yıl sürecek. Yerleşim yerleri yıkıldı, sanayi tesisleri ve altyapı ciddi zarar gördü. Bunların eski hallerine gelmesi çok kolay olmayacak. Ayrıca ciddi bir göç de yaşandı, insanlar sığındıkları Batı ülkelerinden belirli bir süre geri dönmeyeceklerdir. Ukrayna yetişmiş eleman sıkıntısı çekecek, Avrupa’da ise ucuz işçilik gibi sorunlar başlayacak.

Ancak umudumuzu yitirmeden bu zor ve üzücü günlerin bir an önce bitmesi, yaraların sarılması ve insanların huzur içinde yaşayıp ürettikleri günlerin gelmesini diliyorum.